Yüklüyor...
Buradasınız:  Giriş  >  KAHVE MOLASI  >  YAZARLARIMIZ  >  Hasan Tülüceoğlu
EN SON

ERTUĞRUL 1890’DA TÜRKİYE’YE JAPON ÖPÜCÜĞÜ

Yazar:   /  25 Ocak 2016  /  FİNCANIN İÇİNDEKİLER, Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Tarihi olay bağlantısıyla Türk-Japon dostluğunu işleyen bu filme, Ertuğrul adının yanına 1890 eklenmesi milli tarih hafızamızdaki ‘Ertuğrul Gazi’ olgusu ve bunun dizi olarak ‘Diriliş Ertuğrul’ adıyla ekranlara yansıtıldığı güncelde elbet gerekliydi.

Devamı →
EN SON

KUYUDAKİ YUSUF

Yazar:   /  22 Kasım 2015  /  FİNCANIN İÇİNDEKİLER, Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

“Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde, Yûsuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.” (Yusuf suresi 8.ayet)

Devamı →
EN SON

‘BABEL’DE DOĞU’YA BAKIŞ

Yazar:   /  28 Ekim 2015  /  FİNCANIN İÇİNDEKİLER, Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Sosyolog Nilüfer Göle, sosyal gerçeklikleri objektif sunuyor diye ‘Babel’ filmine dikkat çeker; derste öğrencilerine izletecek kadarda bu yaklaşıma önem verir. “Çok önemli bir film. Sözünü ettiğim transversaliteyi, yataylığı çok iyi yakalıyor. Ülkeler yok orda.. tehlikeler var.” “…yatay ilişkiler, iç içe girişler. Tam uyuyor… iç içe giriş, şiddet getiriyor. Babel benim tezimin en güzel anlatımıdır…” (Mahremin Göçü, sayfa 167,168; hayykitap yayınları)

Devamı →
EN SON

ASİYE’NİN EVİ

Yazar:   /  28 Temmuz 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Kuran, Hz. Muhammed(sav)’nin getirdiği en büyük mucizedir. Beşeriyet onca uğraşlarına rağmen onun aynısı değil uzaktan ve yakından benzerini bile ifade edememiştir, onun gibisini ortaya koyamamışlardır. O, Allah’ın gönderdiği diğer ilahi kitaplarında fevkindedir.

Devamı →
EN SON

TERS KÖŞEYE YATAN DİNDARLAR

Yazar:   /  07 Temmuz 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

‘Dindar’ kavramıyla, Batının Rönesans ve reform hareketleri sonrası İslam dünyasında hatta tüm doğuda çıkardığı ve Müslüman dünyanın üç yüz yılı aşkın bir süredir hala atlatamadığı bunalım sürecinde dine, iman ve bağlılıkta bu süreçte kendi konum ve kimliğini belirlemeye çalışan inanan aydın, münevverleri kastediyorum.

Devamı →
EN SON

MERYEM’İN İŞLERİ

Yazar:   /  25 Haziran 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Meryem’in annesi ona yüklü iken ‘Rabbim karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek için adadım’ diye dua etmesi bir erkek çocuk doğuracağı beklentisinde olduğu içindi. Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin.”

Devamı →
EN SON

LUCY, VARSAYILAN İNSAN POTANSİYELİ

Yazar:   /  15 Mayıs 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Geçmişte, dindar camiada bilimsel dergilerin ön plana çıkarıldığı bir ara, ‘insanın beyninin tamamını kullanamadığı’ varsayılan ve iddia edilen tezi kabul görmüş ve biz sıradan insanların beynimizi kullanamadığımız alttan alta verilmişti. Einstein ve benzeri batılı bilim adamları beyinlerinin çoğunu kullananlardı. Sıradan insanların küçüklüğü ve en tepeye kadar yükselmiş insanların ve batılıların üstünlüğü bu yolla verilirdi.

Devamı →
EN SON

LUT’UN EN ZOR GÜNÜ

Yazar:   /  29 Nisan 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

İbrahim’e(as) uğrayan elçilerin asıl geliş hedefleri aslında Lut kavmiydi. İbrahim’e(as) de uğramışlar; O’nu ve eşini bilgin bir erkek çocuk, alim ve inançlı bir nesille müjdelemişlerdi.

Devamı →
EN SON

SARE’NİN ÇIĞLIĞI

Yazar:   /  24 Mart 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Kuran-ı Kerim öngörülenin aksine uhreviliğin öncesinde dünya hayatına hükmeden bir ilahi kitaptır. Bununla birlikte ifadeleri tek bir harfine kadar müthiş bir belagat içerir. Gelmiş geçmiş en güçlü Arap şairlerinin hiçbiri O’nun ifadelerinin bir benzerini söyleyememişlerdir.

Devamı →
EN SON

GÖRSELDE KALAN BATILILAŞMA

Yazar:   /  05 Mart 2015  /  Hasan Tülüceoğlu, KAHVE MOLASI  /  Yorum yok

Savaş meydanlarında yenilgileri tatmaya başladığımızda asırlardır üstün olduğumuz Batıya karşı eksiye doğru bir gidişimizin söz konusu olduğunu sezmeye başladık. Meydanlarda karşımızda dayanamayan Avrupalılara artık biz dayanamaz olmuştuk. İyi de neden böyle olmaya başlamıştı? Akil devlet yöneticileri bu gerçeği düşünüp araştırmaya başlamışlardı. Elbette bunun en makul yolu Batıyı bizzat gidip yerinde tanımaktı.

Devamı →