FİNCANIN İÇİNDEKİLER Tüm Yazılar →

YÖRESEL DİZİ -1

seyfullahcaliskan

Yazar:   1 hafta önce

Eski, tek katlı bir evin penceresindeki perde hafifçe dalgalandı. Kerpiç bahçe duvarları çöktü çökecek o evin penceresindeki perde işte. Bahçelerinde bir de köpek bağlı. Dana kadar kocaman mübarek… Koyun yok, keçi yok. Karınlarını doyuracak ekmek bulamazlar. Bu koca köpeği niye besler ki insanlar? Dalgalanan perde ile perdenin arkasına gizlenen Fadile’nin benimle bir alakası falan yok. Fadile güzel kız vesselam. Az, buz değil hakikatten güzel. Güzellik gelip geçici…

Devamı →

UNUTMAYALIM – UNUTTURMAYALIM

htopcuoglu

Yazar:   1 hafta önce

Öyle kocaman ağlıyoruz ki usta
Gözyaşlarımız sonsuzluğa miras.

Öyle destansı ki yasımız
Yalnız bizim olan ve bize has.

Devamı →

KADINLARLA OYNAMAK

gunduzbadak

Yazar:   1 hafta önce

G. İZMİR İZMİR Kent Kültürü ve Sanat Dergisi’nin düzenlediği Okuma Tiyatrosu
sunumuna hoş geldiniz. Bugünkü konumuz: KADINLARLA OYNAMAK!
Aslında Ben oynamayı çok severim. Çocukluğum, sokaklarda yalınayak başıkabak
oynayarak geçti.

Devamı →

LUCY, VARSAYILAN İNSAN POTANSİYELİ

htuluceoglu

Yazar:   1 hafta önce

Geçmişte, dindar camiada bilimsel dergilerin ön plana çıkarıldığı bir ara, ‘insanın beyninin tamamını kullanamadığı’ varsayılan ve iddia edilen tezi kabul görmüş ve biz sıradan insanların beynimizi kullanamadığımız alttan alta verilmişti. Einstein ve benzeri batılı bilim adamları beyinlerinin çoğunu kullananlardı. Sıradan insanların küçüklüğü ve en tepeye kadar yükselmiş insanların ve batılıların üstünlüğü bu yolla verilirdi.

Devamı →

Garbiyatçılığın Ötesinde: Emperyal Olmayan Târihsel Coğrafya Kategorilerine Doğru V

alkimsaygin

Yazar:   1 hafta önce

Post-modern dönemimizin entelektüel ve siyasî iklimi göz önüne alındığında, bu konuda yararlı bâzı araçlarla bana eşlik etmek isteyebilirsiniz. Fakat bence, asıl önemli nokta, teknik bir konu değil, sosyal yaşamın metâlaştırılmasının artması ve metâların üretimiyle sosyal ilişkilerin eş zamanlılığı dâhil olmak üzere bütünleştirici sosyal bir süreç olarak kapitalist üretimin analizinin olanağıdır.

Devamı →

SULU BOYA MANZARALAR -4 (SON)

seyfullahcaliskan

Yazar:   3 hafta önce

Anadolu’nun neredeyse her yerinde bir gelin kayası vardır. Birbirinden farklı onlarca gelin kayası hikayesi de…. Boyabat’ın köylerinde de birkaç gelin kayası vardır. İkisini gördüm ve öykülerini dinledim. Öykülerin ortak yönleri de çoktur. Ya anne bedduası tutar, ya da gönülsüz giden gelinin ahı… Öyle veya böyle gelin alayı atıyla, eşeğiyle, davulu, zurnasıyla taş olup kalmıştır.

Devamı →

LAN

htopcuoglu

Yazar:   3 hafta önce

Eskiler üslub-u beyan, ayniyle insan” derlermiş. Doğrudur. Bir insanın kişiliği, kültür düzeyi konuşma üslûbuna, adabına yansır. Sokrates’in “Konuş! Kim olduğunu söyleyeyim.”demesi de bundandır.
Herkes etkili konuşamaz. Etkili konuşmak yetenek işidir. Ancak doğru konuşmak herkesin yapması gereken bir iştir.

Devamı →

ÖZGECAN VE KADINLAR İÇİN…

buketcetin

Yazar:   3 hafta önce

Gökten küçük bir cupido indi yeryüzüne. Bir defne ağacının dalına kondu. Defne ağaçlarının kalbi vardır. Bunu en iyi cupidolar bilir. Dalına konduğu defne ağacı ise çok tanıdık bir ağaçtı. Anadolu’da küçük bir defne ağacı… Hepimizin yakından tanıdığı bir ağaç…

Devamı →

EVDE BİR ADAM VAR

gunduzbadak

Yazar:   3 hafta önce

E. (Girer. Ürkektir. Çevresine bakınmaktadır)
K. (Girer. Adamı görünce basar çığlığı) Kimsiniz siz? Burada ne işiniz var? Nasıl girdiniz buraya ?
E. Burası sizin mi?
K. Tabii benim. ( E. bakınır.) Kimsiniz siz, dedim? Ne İşiniz var evimde?
E. Hiç.

Devamı →

    EDİTÖRDEN Tüm Yazılar →

    Hormonlu aydınlar!…

    cozbatur

    Yazar:   1 ay önce

    Epeydir yazmıyorum. Elim klavyeye gitmiyor. Ama bakıyorum elinin kalem tuttuğuna inanan herkeste bir afra tafra. Seçim yaklaşıyor ya, gene bir CHP saldırısı, gene mesnetsiz HDP bezirganlığı. Bakınız akp demiyorum ve bundan sonra da demeyeceğim. İndimde tüm saygınlığını yitirmiş tepelerle, akıldan nasibini almamış çukurlarla bir işim yok artık benim.

    Devamı →

    Dolar mı çıkıyor? Hadi canım sizde!..

    cozbatur

    Yazar:   3 ay önce

    Kaç, kaç ta nereye kadar birader!? Zaten sağır olan kulağını iyice tıka, bakma, görme, görmemezlikten gel, tamam da hepsi oraya kadar. Yaşamsal fonksiyonlarımıza söz geçirmek ne mümkün. İlla görüyor, illa duyuyor mendeburlar. Yeni iş SIFIR, tahsilat SIFIR, satış SIFIR, ama edepsizlik, hayasızlık, iş bilmezlik ibadullah. Tutabilirsen tut herifin ağzını, konuştukça batıyor, battıkça konuşuyor. Görgüsüzlük, cahillik, bencillik, kibir, yalan, dolan, cukkalama hepsi tek elde toplanmış. Neyse bunlar bildiğiniz şeyler, tekrara gerek yok.

    Devamı →

    Her şeyin sorumlusu “Çaresizlik!”

    cozbatur

    Yazar:   3 ay önce

    TDK sözlüğünden baktım, “Zıvanadan çıkmak” için çok sinirlenmek, öfkelenmek, aklını yitirmek, çılgın gibi davranmak, denetlenemez duruma gelmek diye yazmış. Yani ben malum şahsiyete zıvanadan çıktı dersem boşuna demiş olmam. Resmi olarak kabul görmüş, her bir açıklamaya da cuk oturmuş.

    Devamı →

    Bugün günlerden Uğur Mumcu!..

    cozbatur

    Yazar:   4 ay önce

    Yaşanan kepazelikleri, zıvanadan çıkmış bir güruhun uçurumun kenarındaki son dala tutunmaya çalışmasıyla açıklayabiliyorum ancak. Gelen çatırtılar, o dalın da kırılmak üzere olduğunu fısıldıyor bana, haydi hayırlısı. Ama bugün günlerden Uğur Mumcu. Din uğruna can alanların ilk hamlelerinden birinde katledildi Uğur Mumcu. Öyleyse, bu köşe bugün o yiğit vatan evladının. Katledenleri tekrar tekrar lanetliyor, hatırası önünde saygı ile eğiliyorum.

    Devamı →

    İttire kaktıra ateist yapacaksınız Allah’ın izniyle!?!

    cozbatur

    Yazar:   4 ay önce

    Aklı başında birşeyler yazayım diyorum ama insan da akıl mı bıraktılar. Söylenecek herşeyi söylediler ama nafile. Bizler tuttuğunuz yol, yol değil dedikçe bilendiler, bilendikçe hırçınlaştılar, hırçınlaştıkça vahşileştiler. Artık akılla değil dürtülerle hareket ediyorlar. Öyle hayvani dürtüler de değil üstelik.

    Devamı →

    Patlak Prezervatif

    cozbatur

    Yazar:   5 ay önce

    Tam bir yerden başlayayım diyor, planlar yapıyor, kendimce notlar alıyorum, sonra son bir haber haber geliyor, hop dönüyorum en başa. Gündemi yazmaya başladığınız an gündem dışı kalıyorsunuz, kaçış yok. Mesela sabık bakanların yüce divana sevki için oylama var, hop amcam çıkıyor “Bu ülkede yıllarca bir doğum kontrolü ihaneti yaptılar.” diyebiliyor.

    Devamı →

    Seyahatname – Reykjavik 2

    cozbatur

    Yazar:   6 ay önce

    Nerde kalmıştık? Kaplıca ziyareti. Memleketimizdekilerden epeyce farklı buradakiler. Hani gözünüzde canlandırmanız için, Pamukakale travertenlerinin bir katına Yalova kaplıcalarını ekleyin, derinliğini 1 metre 30 santime çıkarın ve bir futbol sahasının birkaç katı kadar büyütün, alın size “Blue Lagoon” . Bölge, jeotermal enerjinin en yoğun olduğu, birkaç metre kazıyla 200 derecelik suya ulaşılabilen bir yer. Hemen yanında elektrik üreten bir santral olmasına rağmen, su buharından başkaca bir kirlilik yaratmayan santral.

    Devamı →

    Seyahatname – Reykjavik 1

    cozbatur

    Yazar:   6 ay önce

    Yeşili, ormanı, denizi, güneşi kim sevmez? Ama burası farklı. Yeşil; lava denilen yanardağ çıktılarından oluşan yer örtüsünün üzerinde oluşan yosunlar, orman; insan eliyle dikilen yüz tane ağaca verilen isim, deniz; siyah kumsallarıyla buzhane, güneş; şanslıysanız, yılın bu aylarında ufukta soldan doğup sağdan batan bir gece lambası. Tek tek düşündüğünüzde karabasan ama hep birlikte bir doğa harikası.

    Devamı →

    Doymak bilmezler

    cozbatur

    Yazar:   6 ay önce

    Ölümünden 76 yıl sonra, o öldüğünde portakal atomu olmayanların bile ağladığı, önünde saygıyla ama her şeyden önce özlemle eğildiği bir lider Atatürk. Şereften, haysiyetten, gururdan dirhem nasiplenmemiş yöneticilere inat, “Asaletini, zarafetini, bilgeliği… seni özledik.” diyebilen askerin gerçek başkomutanı Atatürk.

    Devamı →

      Seyfullah Çalışkan Tüm Yazılar →

      YÖRESEL DİZİ -1

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   1 hafta önce

      Eski, tek katlı bir evin penceresindeki perde hafifçe dalgalandı. Kerpiç bahçe duvarları çöktü çökecek o evin penceresindeki perde işte. Bahçelerinde bir de köpek bağlı. Dana kadar kocaman mübarek… Koyun yok, keçi yok. Karınlarını doyuracak ekmek bulamazlar. Bu koca köpeği niye besler ki insanlar? Dalgalanan perde ile perdenin arkasına gizlenen Fadile’nin benimle bir alakası falan yok. Fadile güzel kız vesselam. Az, buz değil hakikatten güzel. Güzellik gelip geçici…

      Devamı →

      SULU BOYA MANZARALAR -4 (SON)

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   3 hafta önce

      Anadolu’nun neredeyse her yerinde bir gelin kayası vardır. Birbirinden farklı onlarca gelin kayası hikayesi de…. Boyabat’ın köylerinde de birkaç gelin kayası vardır. İkisini gördüm ve öykülerini dinledim. Öykülerin ortak yönleri de çoktur. Ya anne bedduası tutar, ya da gönülsüz giden gelinin ahı… Öyle veya böyle gelin alayı atıyla, eşeğiyle, davulu, zurnasıyla taş olup kalmıştır.

      Devamı →

      SULU BOYA MANZARALAR -3

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   1 ay önce

      Cumakayalı’nın lahanası ünlüdür derler. Yoldan geçerken tarlalarını gördüm ama özelliği nedir öğrenemedim. Kimisi çok sıkıdır dedi. Kimisi çok ağırdır, top mermisi gibi, dedi. Kimisi ise yemesi güzel… Tam turşuluk, bizim buraların lahanası. Buraların turşusunun üzerine turşu tanımam, diyeni de duymuşluğum vardır. Lahana, turşu, pekmez, keşkek ya da tarhana derdinde değilim. Davar yüzünden husumetleri çok eskiymiş, Ama kimse bu güne kadar gözünü karartıp ne silah çekmiş ne de bıçağa davranmış.

      Devamı →

      SULU BOYA MANZARALAR -2

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   2 ay önce

      Birtat Lokantası önünde durduğumuzda saat öğleye yaklaşmıştı. Tam öğlen olmamıştı kabul, ama acıkmıştık işte. Ben çorba ile geçiştirmeyi düşünüyordum. Bizimkiler tas kebabı, pilav yemeden hayatta kalkmazlar. Ramazan Usta yüzünden pantolonlarımız belde duramaz oldu. İşin yoksa çek yukarı, dakikası geçmeden nasılsa düşer aşağı.

      Devamı →

      SULU BOYA MANZARALAR -1

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   3 ay önce

      – Zincirin ucunu uzattım.
      – Dur gördüm, şimdi tutacağım
      – Ucundaki kelepçeyi zincirin öteki ucana tak.
      – Taktım ama yere değiyor bu.
      – Gerdir o zaman. Gerdirebildiğin kadar çek. Ben de boşluğu alayım.
      – Gergi lastikleri nerede?
      – Oradaki torbanın içindedir.

      Devamı →

      BABAM -2 (SON)

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   3 ay önce

      Babamın kocaman elleri yoktu. Geniş omuzları, kaslı bacakları da… Öteki çocukların babalarını da dövemezdi. Ama çok güzel gülerdi. Ve hiç kızmazdı. Patlıcan musakkayı sevmezdi ama hiçbir şeyden de nefret etmezdi. Yaşı altmışı geçince kendi kendine fısıldadığına denk gelmiştim ama deli de sayılmazdı.

      Devamı →

      BABAM -1

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   4 ay önce

      Paslanmaz çelikten havuz gibi bir masaya bıraktık. Görevli “giysilerini almak ister misiniz?” diye sordu. İstemediğimizi söyledik. Yavaş yavaş makasla üzerindeki elbiseleri kesti. Yerdeki çöp kovasının içindeki poşete attı. Saçları kısacıktı. Birkaç günlük sakalı vardı. Gözleri hafifçe aralıktı. Gördüğün şey zihnimdeki insanla örtüşmüyordu. Küçüktü, küçücüktü ve gülümsemiyordu. Görevli bize birer naylon eldiven verdi.

      Devamı →

      KORKAK -7 (SON)

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   4 ay önce

      Ertesi sabah evdekiler gibi gün ağarırken uyandım. Sahanda yumurtalı, çökelekli bir kahvaltı yaptım. Gölge gibi Salih’i takip ediyordum. Önce “senin ne zorun var. Git yat, keyfine bak,” dediler. Aldırmadım. Bir işe yaramam lazım. Nasıl ekmeğe ortaksam günlük işleyişin de bir parçası olmalıydım. Bunu çekinmeden sofrada onlara anlattım. Gönülsüz de olsa sen bilirsin dediler.

      Devamı →

      KORKAK -6

      seyfullahcaliskan

      Yazar:   4 ay önce

      Salih’in üç çocuğu vardı. İlki kız, ortanca erkek ve en küçükleri yeniden kız. Bir de yaşlı anne, babası. Meraklı gözlerle ama sıcacık karşıladılar bizi. Hemen bir yorgunluk çayı koydular. Yorgun olan her kimse artık… Pazar minibüsle köyden on dakika, çarşı adımlamaya kalksan en fazla iki yüz adım… Oturup soluklandıktan sonra aklım başıma geldi. Bu çocuklara bir şeyler almalıydım.

      Devamı →

        MİSAFİRLERİMİZ Tüm Yazılar →

        Bizim de kuyruklu yalanlarımız var…

        EKIR-C1

        Yazar:   6 ay önce

        Her türlü kuyruk var…
        Yıldızımız yoktu…
        Ta ki memleketin o günkü başbakanı “Yıldız ülke olduk” diyene kadar…
        On sene önce uydu Rossetta, kuyruklu yıldıza doğru yola çıktığında, bizim kuyruklu yalan da yola çıkmıştı…

        Devamı →

        Sanıyor ki Atatürk öldü…

        EKIR-C1

        Yazar:   6 ay önce

        Dün ayakta anarken “İyi ki ölmüş de kurtulmuşuz” dediklerinden eminim…
        Yanlış işte…

        Devamı →

        ‘Yağma yok!’ Galataport…

        galataport

        Yazar:   9 ay önce

        Ofer­le­me va­ka­sı­nı ha­tır­la­ya­cak­sı­nız… Ha­ni şu es­ki Ma­li­ye Ba­ka­nı Ke­mal Una­kı­tan dev­rin­de ya­şa­nan… 2005 yı­lı­nın Ey­lül ayın­da dev­le­te ait T. De­niz İş­let­me­le­ri­’nin (TDİ’­nin) bi­na, de­po ve ar­sa­la­rı, 49 yıl­lı­ğı­na ya­pı­lan ilk iha­le so­nu­cun­da İs­ra­il­li işa­da­mı Sa­mi Ofe­r’­e Özel­leş­tir­me İda­re­si­’n­ce ve­ril­miş­ti. An­cak ay­nı yı­lın ara­lık ayın­da da iha­le ‘Da­nış­ta­y’ ta­ra­fın­dan ip­tal edil­miş­ti.
        Se­kiz yıl geç­miş­ti ki ara­dan, ye­ni­den sa­tı­şa ha­zır ha­le ge­ti­ril­di ve 2013 Tem­mu­z’­un­da, ha­ni şu Ge­zi is­ya­nı­nın pat­la­dı­ğı ve he­nüz so­ğu­ma­dı­ğı gün­ler­de ye­ni­den iha­le­ye çı­ka­rıl­dı.

        Devamı →

        Başbakan kim olsun?

        yozdil

        Yazar:   9 ay önce

        Valla benim içimden geçen isim, Bilal…

        Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır.

        Devamı →

        İyi güzel de para nerede?

        ekonomi_gundemi_h8884

        Yazar:   10 ay önce

        Gü­nü kur­tar­ma­ya yö­ne­lik ey­lem­ler si­zin de dik­ka­ti­ni­zi çek­mi­yor mu? Ar­tık ne­re­dey­se unu­nu ele­miş ele­ği­ni as­mak üze­re olan Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ali Ba­ba­ca­n’­ın, “Borç için 220-230 mil­yar do­lar fi­nans­ma­na ih­ti­yaç va­r” de­me­si hiç mi şüp­he­len­dir­mi­yor?

        Devamı →

        Kol saati de sandıkta olacak…

        EKIR-C1

        Yazar:   10 ay önce

        Bir hafta sonra Türkiye sandığa giderek yakın tarihinin en önemli kararını verecek…
        Bu karar siyasi değildir…
        Ahlakidir…

        Devamı →

        Kadınlara sünnet…

        EKIR-C1

        Yazar:   10 ay önce

        Ramazandır…
        Önce inanmadım…
        Sonra “Niye yapmasınlar?” dedim…
        Kadını sünnet etmeye kalkanlar, kuma gömüp taşlayarak öldürüyorlar da…

        Devamı →

        Allah kabul etsin…

        EKIR-C1

        Yazar:   11 ay önce

        Ramazandır…
        Sofranızdaki zeytin tanelerine iyi bakın…
        O sıcak çorba…
        Kırmızı domatesler…
        Bir dilim ekmeği alıp koklayın ve aynı anda milyonlarca Müslüman’ın dünyanın en zengin kaynakları üzerinde bu gece de aç uyuyacaklarını düşünün…
        Dahası binlercesinin birbirini öldüreceğini bilin…
        Ve sorun:
        “Neden?..”

        Devamı →

        Zerzevat…

        EKIR-C1

        Yazar:   11 ay önce

        Lahana gibisin mesela… Kat kat… İçin gözükmüyor…
        Hangi güçle, hangi örgütle, hangi amaçta, kimlerle, daha nasıl paralellerle iç içe?..

        Devamı →
          • Tarayın, cepten okuyun!